Ana Sayfa / Haber
Ahmet Turgut, Edebiyat ve Kutsalın Dilini Anlattı 1013 defa okundu    

Anadolu 2. Malatya Kitap Fuarı'nın davetlisi olarak Malatya'da bulunan Yazar-Senarist Ahmet Turgut, İnönü Üniversitesinde Konferans verdi. Turgut,  "Edebiyat ve Kutsalın Dili" konulu konferansında, kadim geleneklere ve yaşanan tarihsel sürece dair edebi değerlendirmelerde bulundu.

Hoca Ahmet Yesevi Konferans Salonu'ndaki konferansa, Rektör Danışmanı Doç. Dr. Cafer Mum, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı.

Tarihin kendisini her daim cezbettiğini söyleyen Turgut,  tarihi romanların, dönemlere ait kıssaların ve dini figürlerin, düzenli okumalarının ana noktalarını oluşturduğunu ifade etti. Edebiyatın genel bir formülü yok diyen Turgut, önceliğinin Kur'an-ı Kerim'in içerisindeki kıssalar olduğunu ve oradaki kıssalar üzerinden kendine ilke edinebileceğini düşündüğünü aktardı. Diğer bir söylem ile edebiyatın kutsalını yeniden yoğurmaya çalıştığını aktaran Turgut, adı konmayan hiçbir şey zihinde yer bulmaz diyerek, tanımlamaların önemine dikkat çekti.

"İnsanoğlu, edebiyatı, ilk dönemlerde mitolojiden, daha sonra destanlardan geliştirdi ve bu süreç gelişerek romanda kendini buldu." diyen Ahmet Turgut, sözlerine şöyle devam etti: "Roman, günümüzde yerini sinemaya bırakıyor ve ileride üç boyutlu görseller olarak karşımıza çıkacak. Evrensel değerlere bakarken, açılan noktalara dikkat edilmeli, irfan görülmeli. İnsanın evresi ve insanlığın evresinin örtüştüğü gerçeğine ve Kur'an-ı Kerim'de kâinatın oluşumu izah edilirken kullanılan fatr kelimesine dikkat edilmeli. Fatr, tohumun çatlayıp açığa çıkmasını ifade eden bir kelimedir ki büyük patlama teorisi ile dünyanın oluşumuna gönderme yapılıyor, denilebilir. Her ne kadar fark etmesek ya da bambaşka fikir yapılarına sahip olsak da kutsalın diliyle konuşmaktayız ancak bunun farkına varamayabiliyoruz. Netice itibariyle bütün yollar Kuran-ı Kerim'e, Yüce Yaradan'a çıkıyor. Edebiyatta da hangi alana girerseniz girin, kutsalın alanındasınız."

"Bozkır'ın Sırrı'nı yazmak, benim için bir Kerbelâ provasıydı." diyen Turgut, Aşkın Şehidi'nin devamında Aşkın Elçisi'nin geldiğini beyan etti. Görmek üzerine bir ikaz geliştirerek, başka bir paradigma ile bakılırsa güzelliğin kaderinin belirlendiğinin fark edileceğini vurgulayan Turgut, bir varlıktaki güzelliği görebilmek ve ona dair bakış açısını, tavırları belirleyebilmek noktasında Kuran-ı Kerim'den örnekler verdi. Yusuf Suresi'nde Hz. Yusuf'taki güzelliğin kimileri tarafından anlaşılamadığını, bir kısım insan tarafından görülebildiğini ve bazı şahsiyetler tarafından da tamamen fark edildiğini izah eden Turgut, bu farkındalığın ardından geliştirilen tavırların da önemli olduğunu dile getirdi. Bakanlar ve görebilenler diyerek, kıssaların her okumada katman katman açıldığını ifade eden Turgut, okumada esas alınan paradigmaya göre farklı anlamlar yüklenebildiğini belirtti.

Okumak derken 'aklederek okumak' kavramının altını çizen Ahmet Turgut, sözlerine şöyle devam etti: "Biz bugün itibariyle güzeli rol model almalıyız. Aslında en iddialı sahamız doğru-yanlış sahası. Ancak güzel-çirkin alanından bakıp, bu sahaya uzak kalmayıp güzele yaklaşmalıyız. Hayat ,sebep-sonuç ilişkileri üzerine kurulu yani mantık üzerine kurulu fakat vahyin hakikatine de hissiyatla vâkıf olunur. Yusuf Suresi'ni siz de kendi paradigmalarınızla okuyunuz. Böylece, bakıp da göremediğimiz nice ayetler olduğunun farkına varabiliriz."

Turgut, Peygamber Efendimiz ve sahabe dönemine ait yaşanan örnekler ile detaylandırdığı konuşmasında, Allah'tan gelene rıza ile bakabilmek ve sevgi, iman, irfan gibi kavramlara dair detaylı açıklamalarda bulundu. Yazar-senarist Ahmet Turgut, Üniversite'nin kampus ortamını son derece beğendiğini ifade ederek, bu mekânı geliştirerek bu duruma getiren, emeği geçen herkese teşekkürlerini sundu. İki saat süren program, katılımcılardan gelen soru ve cevapların ardından son buldu.

Konuşmasını tamamlayan Yazar-Senarist Ahmet Turgut'a, bu konferans anısına Rektör Danışmanı Doç. Dr. Cafer Mum tarafından seramik fincan takımı takdim edildi.

 

 
Spam Traps