Ana Sayfa / Haber
14 Mart Tıp Bayramı Tıp Fakültemizde Büyük Coşkuyla Kutlandı 1784 defa okundu    

İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen çeşitli etkinliklerle 14 Mart Tıp Bayramı kutlandı.

Kampus içerisindeki pembe yolda sağlık yürüyüşü ile başlayan etkinlik, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ünsal Özgen'in Cumhuriyet Meydanı Atatürk Anıtı'na çelenk koymasından sonra Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezinde düzenlenen programla devam etti. Rektör Prof. Dr. Cemil Çelik'in de hazır bulunduğu programa Vali Yardımcısı Ahmet Sait Kurnaz, Malatya Cumhuriyet Başsavcısı Muzaffer Sayın, Malatya Baro Başkanı Av. Eyüp Kutlubay, 2. Ordu İdari Kurmay Yarbaşkanı Albay Mehmet Akgül, çok sayıda kamu kurum ve kuruluşunun yöneticileri, sivil toplum örgüt temsilcileri, akademik, idari personel ile öğrenciler katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklâl Marşı'nın okunmasıyla başlayan programda ilk konuşmayı yapan Malatya Tabip Odası Başkanı Dr. Ali Yalçın, 14 Mart Tıp Bayramı'nın geçmişinin 1827'de kurulan Modern Tıp Mekteplerinin açılmasına dayandığını belirtti. Dr. Ali Yalçın, 14 Mart'ın tüm sağlık çalışanlarının bayramı olduğunun altını çizdi.

Sağlık alanındaki değişim ve dönüşüm sürecine de değinen Yalçın,  doktorların varlıkları ile hiç mesai gözetmeden hastaların sağlık bulması için hizmet verdiklerini ifade etti. Hastaların ve sağlık çalışanlarının yaklaşımlarına ve bu alanlardaki dengenin oluşmasına dair açıklamalarda bulunan Yalçın, verilen hizmeti önemseme, sağlıklı diyaloglar kurma ve huzur ortamında çalışma gibi hususların öncelikleri olduğunu ifade etti.

İnönü Üniversitesindeki gelişmeleri bayram havasında takip ettiklerini ve aynı coşkuyla takdir ettiklerini dile getiren Dr. Ali Yalçın, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemil Çelik'e ve beraber çalıştığı arkadaşlarına teşekkürlerini sundu.

14 Mart Tıp Bayramı'nın, tüm sağlık çalışanlarını hatırlamak, bu alandaki hizmetlerin gözden geçirilmesi ve sağlıklı bir yaşamın temeli olan herkese eşit ve kaliteli sağlık hizmeti sunulması konularının dile getirilmesi açısından önemli bir gün olduğunu belirten Malatya İl Halk Sağlığı Müdürü Dr. Kemal Şener, sağlıkta dönüşüm programı ile kat edilen ciddi mesafelerden bahsetti.

Tüm hekimlerin özlük hakları, çalışma yükleri, sağlıkta şiddet ve emeklilik sorunları gibi alanlarda halen çözüm beklenen etaplar olduğunu kaydeden Şener, çözüm üretmeyi, insanı yaşatmayı amaç edinen, fedakârca çalışan tüm sağlık çalışanlarının bu önemli gününü kutladı.

Sağlık hizmetlerinin tüm ülke düzeyinde ulaşılabilirliğinin önemli ölçüde arttığını söyleyen Malatya Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Dr. Şükrü Özdemir, "Ulaşılabilirliğin artması, bu hizmetin etkili ve verimli bir şekilde halkın hizmetine sunulmasında çok önemlidir." dedi.  Sağlık Hizmetinin sunulmasında kaynakların kullanımına da değinen Özdemir, "Kaynakların popülizmden uzak, etkili, verimli ve sürdürülebilir kullanımı ve hizmet alanlar ile çalışanların diyalogları neticesinde edindikleri memnuniyet önceliklidir." dedi.

"Sağlık, huzur ve mutluluk yaşamın vazgeçilmezleridir." tespitiyle konuşmasına başlayan Malatya İl Sağlık Müdürü Dr. Nail Umay, "Deprem ve benzeri doğal afetlerin yaşandığı bölgelerde bile kendi canlarını ortaya koyarak çalışan, bu kutsal ve onurlu mesleğin mensupları, özverili ve insanüstü gayretlerle hizmet etmeye devam etmektedirler." dedi. Sağlık alanındaki göstergelerin son yıllardaki güzel gelişmeleri işaret ettiğini söyleyen Umay, sağlıklı hizmetin kalitesini artıran tıp eğitiminin de önemine değinerek, sağlıklı ve mutlu bir hayat sunma çabası içerisinde olan tüm hekim, akademisyen ve sağlık çalışanlarının bayramını kutladı.

İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ünsal Özgen, geleceğe atıfta bulunmak istediğini belirterek konuşmasına başladı ve gelişmemiş ülkelerin geçmişle uğraştıklarını ancak gelişmiş ülkelerin ileriye bakarak yarının tablosunu ve sorunları görebildiklerini dile getirdi.

Türkiye Cumhuriyeti'nin büyük bir devlet olduğunu,  devletin 2023 ve 2071 vizyonları ile büyümeye devam edeceğini ve ilerleyen geminin yönünü de belirlediğini vurgulayan Prof. Dr. Ünsal Özgen, kendilerine düşen misyonun çalışmak, bu vizyona azami katkı sunmak, üretmek, kaliteyi korumak, model alınan olmak, oluşturan, keşfeden ve öğreten konumunda olmak olduğunu söyledi.

Tıp Fakültelerinin temelde üç görevleri bulunduğunu, bunların eğitim, araştırma ve sağlık hizmetleri olduğunu kaydeden Prof. Dr. Özgen, "Burada ağırlıklı olarak sağlık hizmetleri konuşuluyor ancak sağlık eğitimi bu konuların hepsinin temelidir ve çok önemlidir." dedi. Bu noktada İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesinin artık uluslararası arenada yarışan bir konumda olduğunu söyleyen Özgen, Türkiye ve dünya ölçeğinde farklı modelleri inceleyerek eksiklik ve fazlalıkları tespit ettiklerini, her açıdan plan ve programlarını yaptıklarını kaydetti.

Tıp Fakültesi olarak eğitim ve formasyon noktasında da 20 yıllık stratejik planlarını yaptıklarını vurgulayan Prof. Dr. Ünsal Özgen, bu 20 yıllık süreçte gerçekleştirmeyi planladıkları 2033 hedeflerinin tüm dünyada tercih edilen bir konuma gelmek olduğunu, bu vizyonun ise son derece realist ve görülebilecek bir hedef olduğunu dile getirdi.

Anne ve babalara da seslenen Özgen, sözlerine şöyle devam etti: "Çocuklarınız emin ellerde, uluslararası bir düzeyde yarışabilir hâlde olacakları ezberden kurtulmuş öğrenme odaklı bir eğitim sisteminin içerisinde bulunmaktadır. Akademi demek akademisyen demektir ve bu sisteme en büyük katkıyı, çalışan, sabırlı, gayretli öğretim elemanları sunabilmektedir. Bu anlamda en fazla yük öğretim elemanlarının üzerindedir. Büyük düşünmek esastır ve 'Büyük Türkiye' için yürümek değil koşmak zamanıdır."

"Bu ülkede yaşayan herkeste ülke sevdasının olduğunu ve bu ülkenin sağlık sektöründe daha iyi bir yere gelmesi için sağlık çalışanlarının çaba sarf ettiğini, bunun için yüreğini kattığını biliyorum." diyerek konuşmasına başlayan Rektör Prof. Dr. Cemil Çelik, sağlık sektörüne ayrılan payın arttığını belirtti ve bunun kullanımı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu: "Dünyada sağlık harcamalarına ayrılan ekonomik pay son zamanlarda gittikçe artmaktadır. Bu, bizim ülke için de geçerlidir. Son on yıla baktığımızda sağlık harcamalarımız için bütçeden ayrılan payın gittikçe arttığını görmekteyiz. Tabii bu kaynak da ülkesine vergi veren vatandaşlarımızdan elde edilmektedir. Dolayısıyla bir taraftan sağlığa ayrılan ekonomik payın artması, öbür taraftan da sosyal refah düzeyinin artmasının paralelinde vatandaşlarımızın kaliteli sağlık hizmeti talebi de artmaktadır. Bu durumda sağlık sektörüne düşen görev, ülkenin kaynaklarını çok iyi kullanmaktır. Kaliteli sağlık hizmeti verebilmek için teknolojik güce ihtiyaç var. Bu da pahalı bir yatırımdır. Dolayısıyla bu teknolojiyi dengeli ve sağlıklı kullanmak gerekmektedir. Dünyanın her tarafında, özellikle merkez laboratuarlarında sağlıkla ilgili tetkiklerin yapıldığı hizmetler, merkezî olarak yapılmaktadır. Bir ülkede ya da ilde aynı eksende hizmet veren ve maddi değeri yüksek olan cihazların bulunduğu birimler ve o birimlerde hizmet veren teknik ekipmanın gerekliliği konusunun iyi analiz edilmesi gerekmektedir. Bu ve benzeri durumlar için ülkenin kaynaklarının heba edilmemesine dikkat edilmelidir. Aksi takdirde sağlık sektöründe çalışanlara devletin ayıracağı payın kısıtlanması da kaçınılmaz olmaktadır. Bu ülkede devletin, hükümetin yürüttüğü belirli bir sağlık politikası vardır. Bu politika dâhilinde üniversite, devlet ve özel sağlık sektörü hastaneleri üzerine düşen görevi yapacaktır. Tabii bunlar birbirini tamamlamalıdır. Birbirinden bağımsız, habersiz işler yapan kurumlar olmamaya özen gösterirsek sağlık sektörüne ayrılan pay gittikçe yükselecektir."

Rektör Prof. Dr. Cemil Çelik, konuşmasını şöyle tamamladı: "Bu bağlamda, ülkemizde öncelikle kurumlar arasında koordinasyonun sağlanması gerekiyor. Ülke kaynaklarının heba edilmeden, koordinasyon ve işbirliği sağlanarak kullanılması sağlık alanında gelecekte daha da önem kazanacaktır.  Diğer bir konu ise, ülkemizdeki sağlık sektörünün yöneticilerinin ağırlıklı olarak hekimlerden oluşmasıdır. Eğer daha medeni ve büyük bir ülke olacaksak, sağlık sektörü profesyonel yöneticilerle yönetilmelidir.  Üniversiteler, klasik anlayışlarını değiştirme noktasında üzerine düşen görevleri yerine getirmede isteksiz davranmamalıdır. Yenilikler zordur, yeniliklere alışmak, yeni sistemlere geçmek kolay değildir. Bu yenilikler ve değişimler konusunda esas rol, Tıp Fakülteleri ve üniversite hastanelerine düşmektedir.  Bu düşüncelerle tüm sağlık çalışanlarımızın Tıp Bayramını kutluyorum."

Yapılan konuşmaların ardından Turgut Özal Tıp Merkezi Müzik Grubu tarafından mini bir konser verildi ve daha sonra Tıp Fakültesi 1. Dönem öğrencilerine "Beyaz Önlük" giydirildi.

14 Mart Tıp Bayramı kutlamaları, Turgut Özal Tıp Merkezinde görev yapan hekimler ve Tıp Fakültesi öğrencilerinin yarıştığı "1. İnönü Tıp ve Sağlık Koşusu" etkinliği ile son buldu.

 

 
Spam Traps