Ana Sayfa / Haber
Cumhuriyet ve Yönetim Konulu Panel Yapıldı 1346 defa okundu    

       Cumhuriyetimizin 87. yıldönümü nedeniyle "Cumhuriyet ve Yönetim" konulu panel düzenlendi.          
        Doç. Dr. Abdulkadir Baharçiçek'in yönettiği ve Yrd.Doç.Dr.Gökhan Tuncel, Doç.Dr.Ahmet Karadağ'ın konuşmacı olarak katıldılğı panel, İnönü Üniversitesi Ahmet Yesevi Konferans Salonunda düzenlendi.
     "Cumhuriyet ve Bürokrasi" konulu sunumuna, Cumhuriyet ve Bürokrasi arasındaki etkileşimden bahsederek konuşmasına başlayan Yrd. Doç. Dr. Gökhan Tuncel; "Cumhuriyet rejiminin diğer yönetimlerden ayıran  en önemli fark, egemenlik hakkını  "halktan" almasıdır, egemenlik kavramının temeline halkı oturtmuştur" dedi.
          Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanında var olan  kamu bürokrasisinin ise arka plan olarak Osmanlıdan geldiğini belirten Yrd.Doç.Dr.Tuncel, Cumhuriyet rejiminin kurulmasında kamu bürokrasisinin etkinliğinin büyük olduğunu,rejimi kollama ve koruma adına etkinliğini sürdürdüğünü, ancak, Cumhuriyet kurulduktan sonra egemenlik halkın olarak görüldüğünü ifade etti.

         Cumhuriyet ve Bürokrasi ilişkisinin tarihsel sürecini izah eden Yrd. Doç. Dr. Tuncel ,'1925-46 yılları arasında kamu bürokrasisi ile siyaset kurumlarının birlikte hareket ettikleri için sorun çıkmadığı,1946 yılında Demokrat Parti kurulduktan sonra siyasetin iktidar alanı genişlediği için mücadele olduğu,1961 anayasasıyla siyasal iktidarın hareket alanı daraltılarak, karşı güçlerin hareket alanının genişletildiği, kamu bürokrasisinin siyaset alanı içerisine alınması gerektiği, olağanüstü dönemlerde kamu bürokrasisinin etkili olduğu ancak, asıl önemli olanın normal dönemlerdeki etkinliğinin olduğunu ifade ederek,Türkiye  uluslar arası sistemin içerisinde bir ülkedir ve kamu bürokrasisi ile siyaset alanının genişlemesinde uluslar arası sistemin etkisi göz ardı edilmemelidir, dedi.

        "Cumhuriyet ve Demokrasi" başlıklı sunum yapan Doç. Dr. Ahmet Karadağ ise, ülkemizin demokratikleşme sürecinden bahsederek demokratikleşmenin üç aşama olduğunu ifade etti. Doç. Dr. Karadağ, bu süreçler, egemenliğin el değiştirmesi, anayasal devletin oluşturulması ve demokrasinin konsolide edilmesi olduğunu, belirtti. Türkiye'nin demokratikleşme sürecinin Osmanlı dönemine yansıyan kısmında egemenliğin el değiştirmediğini, bu dönemde toplum ve devlet bir anayasayla tanışmış olmasına rağmen anayasalı devletten anayasal devlete geçişi tam anlamıyla başaramamıştır, demokratikleşme sürecinin birinci aşaması olan egemenliğin el değiştirmesi açısından Cumhuriyet rejimine geçiş bir dönüm noktası olmuştur.

        Atatürk'ün araçsal devlet yerine aşkın bir devleti tercih ettiğini bu tercihin arkasında da konjokturel bir sorumluluğun yattığını ifade eden Doç. Dr. Karadağ , "Türkiye'nin demokratikleşme sürecinde 1961 ve 1982 anayasalarını demokratik bir perspektiften yorumlayarak Türkiye tarihi birikimini, kültürel derinliğini, ve coğrafi konumunu bir zemin kabul etmeli evrensel hukuk kurallarına, adalete, insan haklarına dayalı katılımcı, paylaşımcı ve ötekine saygı çerçevesinde işleyen yeni bir demokratik düzeni inşa etmelidir. Bu yeni düzeni inşa ederken bilimin ışığı insanlığın ortak mirası ve geçmişin birikimi bize yol göstermelidir." dedi

       "Cumhuriyet ve İnsan Hakları" konusunda konuşma yapan  Doç. Dr. Abdulkadir Baharçiçek ise şunları söyledi;" insan hakkı, insanı insan yapan, insanın insan olduğu için doğuştan var olduğunu saydığımız haklardır, bireyin devletten talep ettiği, devletin ise çiğnememesi,koruması ve geliştirmesi istenilen haklarıdır,devletin gücünü sınırlamadan insan haklarını koruyamazsınız,Cumhuriyet  ise  gücün kaynağının  halk olduğu rejimdir, demokrasi ve insan hakları en iyi Cumhuriyet rejimi içerisinde gelişir "diyerek sözlerine başlayan  Doç. Dr. Baharçiçek,"bir devletin adının Cumhuriyet olması ,insan haklarına saygılı bir devlet olması anlamını taşımaz,anayasada bunların yazılı olması da yeterli değildir,önemli olan uygulamadır,Cumhuriyet, devletin otoritesinin sınırlandığı bir rejimdir,bu yüzden hukuk devleti diyoruz,insan hakları hukuk devletinde korunur,bu ise halka dayanan Cumhuriyet rejiminde olur,"dedi.Devlet birey ilişkisi ve azınlık haklarına da değinen  Doç. Dr. Baharçiçek; insan haklarının sınırsız olarak algılanmaması gerektiği ve insan haklarının sınırlanmasında, yasayla sınırlandırma ve hakkın özünün korunması gerektiği ve bu hakların ancak hukuk devletinde korunabileceğini, ifade etti.

 

 
Spam Traps