Ana Sayfa / Haber
Prof. Dr. Celkan: Ülkemiz Yeni Bir Üniversite Anlayışına 1933 Yılında Girmiştir 896 defa okundu    



        İnönü Üniversitesinin Kuruluşunun 35. yılı nedeniyle 'Üniversite Toplum İlişkileri' konulu  bir konferans düzenlendi

         İnönü Üniversitesi H. Ahmet Yesevi  salonunda düzenlenen konferansa geniş düzeyde katılım oldu. Adıyaman Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hikmet Yıldırım Celkan'ın konuşmacı olarak katıldığı konferansta  'Üniversite Toplum İlişkileri' konusu ele alındı.

          Ülkemizde üniversite oluşumunun ilk yıllarını özetleyerek konuşmasına başlayan Prof. Dr. Celkan şunları söyledi: " Bilindiği gibi üniversite, Türk Milli Eğitim teşkilatında, yüksek öğretim kademesi anlamında evrensel bir boyutun oluşumudur. Bunun yanında çevre ile olan ilişkileri bakımından ele aldığımızda üniversitenin, hakikaten günümüzün gelişmiş modern sanayi toplumlarında özellikle üniversite-sanayi, üniversite-toplum işbirliği açısından örnek teşkil eden bir kurum olduğunu görürüz. Üniversite her şeyden önce bir eğitim öğretim kurumudur. Yani eğitim ve öğretim hadisesi kültürümüzde geçmişi olan bir olgudur. Geçmişe dönüp baktığımızda eğitim öğretim faaliyetleri Osmanlı döneminde, 18. asrın başlarından itibaren devletin ciddi bir şekilde üzerine eğildiği sosyal bir hadise olarak algılanmıştır. Batılılaşma hareketleri ile birlikte bizde okullaşma hareketleri açılan eğitim kurumları öncelikle askeri mekteplerde yapılandırılmaya gidilmiş,  bu okulların da   Türk  Milli Eğitimindeki diğer okullara örnek teşkil ettiğini görmekteyiz. Özellikle Sultan 2. Abdulhamit döneminde nitelik bakımından olmasa da nicelik bakımından yaygın bir şekilde Türk Milli Eğitiminde bir yapılanmaya gidilmiştir. Eğitim öğretim 19. asrın başlarına kadar devletin vesayetinde olan bir faaliyet değil. Halk mektepleri çerçevesinde  medreselerde Sıbyan mekteplerinde yürütülen bir faaliyet. Bunun yanında  saray mektepleri, halk mektepleri, yabancı mektepler, azınlıkların mektepleri var. 1876'da birinci meşrutiyetin ilanıyla birlikte anayasa metinlerinde eğitim öğretim devletin asli bir görevi olarak zikredilinceye kadar. Ama ondan önce biz maarif nezaretinin kurulduğunu görüyoruz. İkinci meşrutiyetin ilanıyla birlikte eğitime bakış tarzı değişiyor. Bu arada askeri mektepler, mühendis mektepleri daha sonra da öğretmen  okulları kurulduktan sonra bu süreç İstanbul Darülfünun'un faaliyete geçirilmesine kadar uzuyor. İşte o zaman bir üniversite fikri ortaya çıkıyor. 1933 yılında Atatürk'ün yapmış olduğu bir üniversite reformu var. Bu reform ile birlikte cumhuriyetin ilkelerine, inkılabın ruhuna uygun, yeni bir üniversite yapılanmasına gidilmiş,  İstanbul Darülfünun'unda görev yapan ve modern bir üniversitenin amaçlarına, hedeflerine, ilkelerine uygunluk teşkil etmeyen elemanlar tasfiye edilmiş ve daha ziyade modern anlamda kitap sahibi, yabancı dil bilen, eser sahibi hocaların muhafaza edilmesi şeklinde bir revizyonla 1933'de yeni bir üniversite anlayışına geçilmiştir."

          Cumhuriyet tarihi boyunca üniversite sisteminin gelişimi ve gerçekleştirilen reformların üniversite ve toplum üzerindeki  etkilerinden bahseden Prof. Dr. Celkan, üniversiteler toplum yapısındaki değişimlerle orantılı olarak gelişim göstermektedir dedi.

 
Spam Traps