Ana Sayfa / Haber
Sempozyumda Her Yönüyle Organ Nakli Konuşuldu 3152 defa okundu    

İnönü Üniversitesi, Malatya Büyükşehir Belediyesi ve Hayat Vakfı Malatya Şubesi işbirliği ile "Tıp, Etik, Din, Sosyoloji ve Hukuk Bağlamında Organ Nakli, Sorunlar ve Çözüm Önerileri" başlıklı bir sempozyum düzenlendi.

Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezinde gerçekleştirilen sempozyuma Malatya Cumhuriyet Baş Savcısı Mustafa Alper, Vali Yardımcısı Dr. Abdullah A. Öztoprak, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yusuf Türköz, Malatya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı İhsan Gencay, Hayat Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ahmet Özdemir'in yanı sıra kamu kurum ve kuruluş temsilcileri ile öğretim üyeleri katıldı.

Saygı Duruşu ve İstiklâl Marşı'nın okunmasıyla başlayan sempozyumda konuşan Malatya Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Alper, organ naklinin şüphesiz hukukun da önemli konularından biri olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "Yıllar boyunca binlerce otopsiye iştirak etmiş bir Cumhuriyet Savcısı ve Başsavcı olarak, bunun sıkıntılarını ben de yaşadım. Organ bağışında bulunan bir şahısın ölümünden sonra, bir adli tahkikat var olduğunda iki seçenekle karşı karşıya kalırsınız. Bir yandan organ bekleyen birçok insan, diğer yandan soruşturmanın neticelenmesi ve failin cezalandırılması için gerekli delillere ulaşılmasını bekleyen bir toplum ve aile. Otopsiyi gerçekleştiren cumhuriyet savcısı adli tabip ve patoloğun yapabileceği çok şey yok aslında. Eğer böyle bir durum vuku bulmuşsa ve suçun ispatlanabilmesi için otopsi gerekiyorsa, organ nakline müsaade edemezsiniz. Tabii bu bizim vicdanlarımızı kanatır. Bütün bunlara rağmen insani ve etik değerler bakımından hakikaten organ nakli için gereklerini yerine getiren tıp temsilcilerine karşı da ne yapacağınızı şaşıracağınız durumlar ortaya çıkar. Çünkü onların da yasal sorumlulukları başlamıştır. Delilleri karartma suçundan soruşturulmaları gerekmektedir. Böyleyse tıp ve hukuk büyük bir açmaz yaşamaktadır. Bizim önceliğimiz organ nakli mi olmalıdır? Yoksa bizim önceliğimiz suçun belirlenmesi, kamu vicdanın rahatlatılması mı olmalıdır? Emin olun bu mesleği yaptığım günden beri bunun cevabını ben de bilmiyorum. Belki şöyle bir çözüm üretilebilir. Organ nakliyle beraber kaybolmasından korkulan delillerin tespitinden sonra otopsiye devam edilmesi ve tüm bu aşamaların delillendirilmesi ve tutanaklara bağlanması. Bunun için de yasal düzenlemenin yapılması gerekiyor. Ümit ediyorum bu sempozyum vicdanlarımızı kanatan, olayların soruşturulmasında hukuk ve değerler arasında gidip gelmemize neden olan bu kaosun kaldırılmasına bir basamak olur. Umarım yeni bir yasal düzenlemenin yapılmasına vesile olur."

Tedavisi sadece organ ve doku nakli ile mümkün olan hastalıkların tüm dünyada olduğu gibi ülkemizin de önemli sağlık problemi olduğunu belirten Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yusuf Türköz, organ ve doku nakli bekleyen hastaların sayısının her geçen gün arttığını vurguladı. Prof. Dr. Türköz, "Ülkemizde yeterince nakil merkezleri, deneyimli bilim insanları olmasına rağmen organ naklinin yetersiz olmasından dolayı nakil sayıları hedeflenen sayılara ulaşamamaktadır. Bu nedenle uygun organ bulamayan çoğu hasta kısa sürede hayatını kaybetmektedir. Bu konudaki asıl problemin organ bağışı farkındalığı ve duyarlılığının yeterli olmamasından kaynaklandığını düşünmekteyiz. Turgut Özal Tıp Merkezimiz organ nakilleri konusunda dünyada önemli bir yere sahiptir. Canlıdan canlıya karaciğer nakli konusunda Avrupa'da birinci dünyada ise ikinci konumdadır. Bunla iftihar ediyoruz. Merkezimizde karaciğer nakli dışında böbrek nakli, kemik iliği, kornea nakli de başarılı bir şekilde yapılmaktadır. Turgut Özal Tıp Merkezine sadece ülkemizden değil, dünyanın çok değişik bölgelerinden de hasta gelmektedir." dedi.

Hayat Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ahmet Özdemir ise konuşmasında, Türkiye'de organ naklinin ilk defa Ankara'da 1968 yılında yapıldığını anımsatarak, bugüne kadar 46 yıl geçtiğini söyledi. Dr. Özdemir, 2013 yılında ülkede 4.294 hastaya organ nakli, 2.800 kişiye de korniyel nakil gerçekleştiğini vurgulayarak şunları kaydetti: "2.800 korniyelden 560'ı yurt dışından ithal edilmiştir. 2002 yılında 148 beyin ölümü rapor edilmiş, bunlardan %69 olan 102'sinde aile izni alınarak organ nakli gerçekleştirilmiştir. 2013 yılında ise 1.705 beyin ölümü rapor edilmiş, maalesef bunların sadece %22'si yani 302'sinden izin alınarak organ nakli gerçekleştirilmiştir. Avrupa'da bu oran yüzde 75 iken ülkemizde maalesef bu oran 2013'te %22 olarak gerçekleşmiştir. Ülkemizde hâlen böbrek nakli için 7,5 yıl, karaciğer nakli için 2 yıl, kalp nakli için ise 8 yıl beklemek gerekmektedir. 2013 yılında 1.859 hasta, nakil yapılamadan vefat etmiştir. 2014 yılı itibarıyla 23.849 hasta organ nakli beklemektedir."

Malatya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı İhsan Gencay, Büyükşehir Belediyesinin sosyal sorumluluk projeleri hakkında bilgiler verirken Hayat Vakfı Malatya Şube Başkanı Prof. Dr. Nusret Akpolat da, sempozyumun temel amacının toplumda organ nakli konusunda farkındalığı arttırmak ve bu konuda yetkin olmayan insanların eksik/yanlış tespitleri ile değil, konunun uzmanlarından dinleyerek toplumu bilgilendirmek olduğunu kaydetti.

İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz'ın "Karaciğer naklinde Malatya deneyimi" başlıklı sunumu ile devam eden sempozyumda, alanında uzman akademisyenler tarafından "Din ve organ nakli, Organ nakli tıbbi etik ve hukuk, Beden sosyolojisi ve psiko-sosyal sorunlar ve Organ naklinde tıbbi aşamalar ve sorunlar" hakkında bilgiler verildi.

 

 
Spam Traps